08 Şubat 2014 İzmit /Yuvacık’a gidiyoruz :)

Programımız: İlk önce Yuvacık Karaaslan’da kahvaltı, Soğuksu’da sucuk ekmek, oradan da tekrar Karaaslan’da kaşarlı alabalık keyfi…

          

Otoban’dan ayrılıp Yuvacık’a vardığımızda ilk olarak bizi Yuvacık barajı karşıladı. Bu sene kurak geçtiği için barajın neredeyse boş olduğunu görmek bizi çok üzdü…

          

Yuvacık Karaaslan‘a ulaştığımızda yerler buz tutmuştu. Bizi iki tane köpek karşıladı. İkisi de birbirinden sevimliydi 🙂 siyah beyaz olan hepimizin üzerine atladı, tam bir sevgi arsızıydı. Diğer köpeği sevdiğimizde kıskançlıktan öbür köpeğin üzerine atladı 🙂

      

Etrafta bungalowlar, atv araçları, ağacın üzerinde bir sürü kuş evleri, derenin üzerinde bir salıncak… Çok güzeldi, en güzeliyse bol oksijen ve şehrin gürültüsünden uzak, sakin bir ortam…

      

İlk olarak şömine yakıldı, ardından kahvaltımız geldi. Menü fix: Mıhlama, menemen, köy böreği, bal-tereyağ, peynir, domates, salatalık, zeytin, güveçte erimiş köy peyniri, reçel ve köy ekmeği… Muhteşemdi! Çay ise altında ispirto ocağı ile masaya geliyor ve her daim sıcak…

      
Sürekli yemek yemiş gibi görünsek de yediklerimizi eritebilmek için yürüyüşe başladık. Yolun büyük bir kısmını yürüdükten sonra, yolda bir şelale ile karşılaştık ve şelaleye doğru keşfe çıktık.

          

Etrafta kardelen çiçekleri ve sürekli akan su…  Yürüyüşü tamamladıktan sonra Soğuksu’ya doğru yola çıktık. Sucuk ekmek pişireceğimiz alan çok kalabalıktı. Kalabalığın nedenini sonradan öğrendik;   herkes pişireceği eti yanında getiriyor ve burada  ücretsiz pişiriyor. Trekking için de bu bölgeyi tercih ediyorlar.

          

Biraz aşağıya devam edip, açık alanda tehlike yaratmayacak bir yerde, bizden önce birilerinin yakmış olduğu ateşi kullanarak sucuklarımızı pişirdik… O kalabalık olan yere geri döndük, kimse kalmamıştı. Yukarı bölümde bir mağara olduğunu ve mağaranın içindeki şelaleden Soğuksu bölgesine su geldiğini söylediler. Mağaraya girebilmek için duvara dayanmış merdivenden giriş-çıkış sağlanıyor. Arda’nın dizinde sorun olduğu için girmedik.

      

Çayımızı içtikten sonra Karaaslan için tekrar yola çıktık. Bizi güzel bir sofra karşıladı. Güveçte kaşarlı alabalık, güveçte kaşarlı mantar, fasulye turşusu kavurma, ezme, mıhlama ve salata geldi. Sonrasında bal-tereyağı ve pepeçura tatlısı.Yedik, içtik ve hesap kahvaltı dahil kişi başı 40 TL geldi.

    

Çıkışta tahtadan yapılmış elişi dükkanına gittik ve bal kavanozu aldık. 10 TL.  Dayanamayıp koca bir kavanoz köy balı aldık ve sadece 25 TL ödedik.
Ve ayrılık vakti…

Gün pespembe bulutlarla batarken biz Karaaslan’ın sahibi Sedat Bey’in çiftliğini görmek için yola çıktık. Çiftlikte yeni doğmuş bir haftalık buzağı, inekler, keçiler ve oğlaklar ve her köyde olduğu gibi tavuk, horoz ve bıldırcınlar… Harikaydı.

      

          

Keçileri sevip oğlakları kucakladıktan sonra dönüş yoluna geçtik…
Hemen eve dönmek olur mu??
İzmit Outlet Center’a gitmek için yola çıktık ve sonrasında dönüş yolunda hepimiz mutlu bir şekilde uyuyakaldık..

GPS : 40.640781, 29.942637

Haritayı büyük görmek için üzerine tıklayınız.

Hoşçakal Yuvacık!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir